YAZARLAR ve YAZDIKLARI

Bana okuma-yazmayı 5 yaşımdayken annem öğretti. O zamanlar okumak için kitap bulabildiğim tek kaynak, karşı komşunun lise talebesi oğlunun küçücük kitaplığı olduğu için okuduğum ilk kitap da Rasim KAYGUSUZ’dan  “Cin Ali’nin Topacı” adlı öykü değil, Agatha CHRISTIE’den “Ölüden Mektup Var” adlı polisiye romandı.

O sıralarda üstünde yazı olan her şeyi okurdum; ansiklopedi, sözlük, elektronik aletlerin kullanım talimatı, ilaç prospektüsleri… Hayatımın geri kalanında da aynı bitmeyen oburlukla okumaya devam ettim.

Size bir tek yazarı anlatmak demek, hayatlarımıza birçok şey katan yüzlerce yazara haksızlık olur. Bu nedenle şu an için aklıma gelen önemli üstatlardan bir kaçından bahsedeyim kısa kısa:

“Şibumi” adlı kitabı okudunuz mu? Eğer okuduysanız eminim sizler de yazarın, okuyucularını bir girdap gibi içine çeken kurgusunu ve görkemli anlatımını fark etmişsinizdir. Hayal gücü, diğer yazar adaylarına esin kaynağı olmakla kalmayıp, bazı entelektüel hırsızlar tarafından önemli müzelerden birinin, romanında tarif ettiği şekilde başarıyla soyulması nedeniyle, o bölüm kitabından çıkartılan sıra dışı yazar Trevanian (Rodney William WHITAKER). 

“Sonsuzluk İçin Yedi Gün” adlı romanda; Tanrı ve şeytan birbirlerine son kez meydan okurlar ve ikisi de dünyaya en iyi temsilcilerini gönderirler. Zafer için sadece 7 gün vardır; insanlığın iyilikle mi kötülükle mi yönetileceği 7. günün sonunda belli olacaktır.  Bu meydan okumayı planlayan Tanrı ve şeytan her şeyi öngördüklerinden emindirler fakat Dünya öyle bir yerdir ki, burada zıt kutuplar daima birbirini çeker. 7. günün sonunda insanlığı iyilik ya da kötülüğün değil, “AŞK”ın yönetmesine karar veren yazar Marc LEVY.

Yapıtlarıyla insan ruhunun en derinlerine inanılmaz bir incelikle nüfus edebilen, kelimelerin ressamı ve “Empati”nin yazarı Adam FAWER.

“Jüpiter’in Kemikleri” adlı romanında, kozmoloji ve astrofizik alanında söz sahibi bilim adamı Dr. Ganz’ın ortadan kaybolduktan yıllar sonra Tanrının Halkaları Tarikatının lideri Peder Jüpiter olarak ortaya çıkmasını ve bu olay üzerinden, aynı türden zayıflıklara sahip insanların bir araya gelerek korkunç bir güce dönüşmesini anlatan yazar Faye KELLERMAN.

Birçok korku filmi senarist ve yönetmeninin yapamadığını yapıp, her gece kâbuslarıma giren, korkudan elimdeki kitabı düşürmeme neden olan “Ölü Ruhlar Ormanı” kitabının yazarı Jean Christophe GRANGE.

Okuduğum “Merhamet” adlı romanını; önce ufak yap-boz parçaları gibi avucuma bırakıp, “Vicdan anımsadığı sürece hiçbir suç unutulmaz.” diye bitirerek özünü görme zevkine varmamı sağlayan yazar Stefan ZWEIG.

Uzun zaman önce işlenen cinayetlerin çözümünde adli tıp yetersiz kalınca, ortaya çıkıp tüm bilgeliğiyle kurbanın iskeletini, elinde kahve fincanı tutan bir falcı gibi yorumlayarak cinayeti çözen Dr. David HUNTER ve bu karakter sayesinde, bana Adli Antropolojiyi sevdiren yazar Simon BECKETT.

Roman kahramanlarını, insanlığın en karanlık duygularından olan öfke, umutsuzluk, aç gözlülük ve bencillikle donatan ve bu özelliğiyle döneminin diğer yazarlarından ayrılan klasik edebiyatın kara prensi DOSTOYEVSKİ gibi; aynı karanlıktan beslenen roman kahramanlarını insanlığın bir diğer gerçekliği olan erotizmle betimleyen yazar Henry MILLER.

51 yaşında, “Artık her şeyi yazdım, ölebilirim.” diyerek ölümü karşılayan “Geçmiş Zamanın Peşinde” adlı romanın yazarı Marcel PROUST. 

Ve PROUST’un “Artık her şeyi yazdım, ölebilirim.” Sözüne karşılık, ölüm döşeğinde “Ölemem, daha yazmam gereken çok şeyler var!” diyerek hayata veda eden Suç ve Ceza’nın usta yazarı Fyodor Mihailoviç DOSTOYEVSKI.

Ve de diğerleri: John KATZENBACH,  Dan BROWN, Oscar WILDE, Victor HUGO,  Keith ABLOW, Tess GERRITSEN, Tami HOAG, Thomas HARRIS, Stephen KING, Michael CONELLY, Ariana FRANKLIN,  Ted DEKKER,  Dean R. KOONTZ,   Paul CARSON,   Luke REINEHART, S. J. BOLTON, James PATTERSON, Sir Arthur Conan DOYLE, Harlan COBEN, J. R. R. TOLKIEN, Clive CUSSLER,  Douglas ADAMS, Ray BRADBURY, Isaac ASIMOV, Aldous HUXLEY, Robert JORDAN, William GIBSON,  Mary SHELLEY…………………………………..

Onların kitapları size hayatın gerçeğini göstermez, mutluluğun ya da başarının sırrını vermez. Sadece kendinizi keşfetmek için çıktığınız yolculukta size ışık tutar. Farklı zamanlardan, farklı diyarlardan, farklı hayatlar, olaylar ve karakterlerden oluşmuş kurgu bir ışıktır bu. Bu ışığı yakalayıp kendi iç dünyanızı aydınlatmak da size düşer elbette.

Bence her hayat bir gizemdir ve her gizem bu dahi yazarların kaleminde çözülür…

Bir Cevap Yazın