Stephen King’in otuz yıllık öyküsü: Doktor Uyku

Stephen King kurgu dünyası geniş bir yazar. Onun kitaplarının önemli bir kısmını okuyanların bunu fark etmeleri zor değil. Özellikle bazı romanlarındaki karakter ve olayların, bağımsız diğer romanlarında karşımıza çıktığını sıklıkla görürüz. Bununla ilgili birçok örnek verilebilir, karşımıza en fazla çıkan karakterler Randall Flagg ve Pennywise’dır.

Medyum (The Shining), karakter-olay kesişmesinin yaşandığı bir roman değildi. Romanı on yıldan fazla bir süre önce okudum ve hatırladığım kadarıyla Stephen King, otuz yıl önce yazdığı Medyum’daki karakter ve olaylardan -hatta Overlook Oteli’nden bile-, başka hiçbir romanında söz etmedi. Aynı zamanda Medyum’u, Stephen King okurlarının çoğunun uzun yıllar önce okuduklarını düşünebiliriz.

Medyum etkileyici, gerilim dolu ve rahatsız edici bir romandı. Okurların romanda kendilerini etkileyen bazı sahneleri hala da hatırlamaları bu sebeple doğaldır. Akıllarda kalan bu sahnelerde ise çoğunlukla Jack ve Danny Torrance’i birlikte görebiliriz.

Ben Stephen King’ten Pennywise’ın öyküsünü bitirmesini beklerken -bana göre hala bitmiş bir öykü değil- o Torrance ailesine el attı. Medyum gerilim türünün hakkını veren, başarılı bir roman olmasının yanında, çoğu kişi onu Stanley Kubrick’in uyarlamasından da bilir (Sinemadan pek anlamayan biri olarak benim tuttuğum bir uyarlama değildir). Medyum dolayısıyla sadece bir roman olarak değil, uyarlamasıyla da büyük bir üne sahiptir. Hatta öyle ki Jack Torrance rolü Jack Nicholson ile bütünleşmiştir (Cinnet geçiren Jack’in, kırık kapının aralığından yüzünü uzatıp karısına “Here is Johnny” deyişi unutulmaz sahneler arasındadır).

King, kısaca, Doktor Uyku ile otuz yıl önce noktayı koyduğu ama popülaritesi devam eden öyküsü için kollarını sıvamış oldu. Hikaye King okurları ve özellikle Medyum’u unutamayanlar için cezbediciydi. Aslında Medyum Jack Torrance’in hikayesi olarak tamamlanmış bir eserdi. Torrance ailesinin diğer üyeleri yani karısı Wendy ve oğlu Danny ise bir şekilde yaşamaya devam edeceklerdi. Özellikle Danny’nin, sahip olduğu özel güçlerle neler yapabileceği okurun hayal gücüne kalıyordu. İşte King bu defa okura yardımcı oldu ve hikayeye devam etti. Jack Torrance’in hayatını mahveden Overlook’un laneti öyle çabuk bitemezdi. O lanet bir gölge gibi ilerliyordu. Peki kime doğru? Tabii ki Danny Torrance. Işıltıya sahip olan çocuk.

Doktor Uyku’nun Danny Torrance hakkında olacağını okuduğum ilk an, aklıma LİTAK kelimesi geldi. Sürekli krizler geçiren ve bir şeyleri hisseden küçük bir çocuğun aynada gördüğü yazıydı. Danny ile tanışmamın ardından on yıldan fazla bir süre geçmesine rağmen bu haber beni heyecanlandırdı. Ancak ne ben aynı okurdum ne de King -kendisinin de ifade ettiği gibi- aynı yazardı. Bu yüzden Danny ile kuracağımız bağda Overlook’tan bazı kalıntılar sunulmalıydı. King’in bu geçmişi yeni öyküsüne başarıyla serpiştirdiğini söyleyebiliriz. Romana ait bu özellik, Medyum’u bilmeyenlerin öykü bütünlüğünü hissetmesini; bilenlerin ise öyküyle farklı bir bağ kurmasını sağlıyor.

Bu arada ifade etmeliyiz ki -harika kapak tasarımıyla- Doktor Uyku Amerika’yla aynı gün Türkiye’de yayımladı. Altın Kitaplar’ı bu bakımdan kutlamak gerek.

Romanın ilk sayfalarında Danny küçük bir çocuk olarak karşımıza çıkıyor. Burada Overlook faciasından sonra annesi ve kendisinin nasıl bir hayata devam ettiklerini anlıyoruz. Sayfalar ilerledikçe, kısa bir süre sonra, Danny artık bir yetişkindir; kaybetme sınırında, alkolik, hiçbir yerde dikiş tutturamayan, Overlook kabusları devam eden bir yetişkin. Hikayenin bu noktadan sonra başladığını söyleyebiliriz. Danny, iş ararken tanıştığı yardımsever insanların yönlendirmesiyle Adsız Alkolikler grubuna katılır ve bir daha ağzına alkol namına bir şey sürmemek için mücadele eder. Bu sırada hayatı bir düzene girmiştir. Bir bakımevinde çalışır. Ölmek üzere olanlara yardım eder.

Alkol demişken, King’in de uzun süre alkol sorunu yaşadığını belirtmek gerekir. Yazma Sanatı’nda buna değinir ve o yıllarından pek iyi söz etmez, lanet yıllardır. Dan’in romandaki alkol tecrübelerinde belki King’in geçmişinden bazı izler de vardır. Dolayısıyla romanın alkolle mücadele konusunda da önemli şeyler söylediğini belirtmeliyiz.

Danny yetişkin olduktan sonra karşımızda Dan olarak belirir. Onun sahip olduğu ışıltıya farklı kişiler de sahiptir, hem de birçok kişi. Ancak Dan bunlardan sadece biriyle, Abra’yla kontak kurar; buna kaderin bir oyunu da denebilir. Bu noktada tabii ki öykünün karanlık tarafına da değinmeliyiz. Karanlık tarafta Onlar vardır, Onlar’ın başında da Rose. Onlar’ın nereden geldiklerini bilemeyiz veya ne için yaşadıklarını. Onlar vardırlar ve bazı kötülüklerin tek sahipleridir. Artık ışıltıya sahip insanlarla, o insanların güçlerini emerek yaşamaya devam edenlerin mücadelesi başlar.

Stephen King karakter yaratma konusunda günümüzün en yetenekli yazarlarındandır. Onun diyaloglarını okurken kendimizi sahici bir sohbetin ortasındaymış gibi hissederiz. Karakterleri bütün yönleriyle gerçektir. O yüzden kitapları, her ne kadar fantastik öğeler taşısa da onun yazma amacı olan korku-gerilim haricindeki insani duygulara da temas eder. Dan’in iç dünyasındakileri King okura tüm yönleriyle açar: annesini, babasını, Dick Hallorann’ı, Overlook hayaletlerini, alkolikken miras kalan pişmanlıkları.

Aynı zamanda King, kurguyu bir fırtına gibi estirme konusunda da benzersiz bir yeteneğe sahiptir. Çoğu eserinde eylemin başladığı andan finale kadar sayfaların nasıl eridiğini anlamazsınız. Bir yerde düğümlenen olaylar, yavaş yavaş, gün doğumunu müjdeyen bir güneş gibi belirir ve her şey aydınlandıktan sonra finale geçilir. Doktor Uyku’da da aynı etkiyi görmek mümkün. Romanda finale gelindiğinde ise, yaratılan karakterlerin sahip oldukları karanlık ama ilginç özelliklerden dolayı; iyi ve kötünün birbirine duyduğu öfke, nefret, intikam, üstünlük kurma arzusu yüzünden daha şatafatlı ve daha uzun bir son beklenebilir. Ne var ki King, son konusunda özel şeyler yapma düşüncesini taşımaz; onun için önemli olan hikayedir. Kara Kule’nin son kitabında dediği gibi: sonlar, sadece elveda demenin bir başka yoludur.

Doktor Uyku, King’in kendine ait bir hikayeyi devam ettirme açısından yaptığı iyi bir seçim. En başta da belirttiğim gibi, King’in kurgu dünyası oldukça geniş ve bu dünyadan kişiler-olaylar farklı yerlerde kesişir. Bu belki ışının yoludur. King okurları bu kesişmelerden genelde memnun kalırlar. Doktor Uyku’yu okurken bu memnuniyeti sonuna kadar hissettim.

Bununla birlikte King’in Pennywise’ın öyküsünü de bitirmesini bekliyorum. O (It), King’in en popüler ve bana göre en korkutucu romanlarından biri. Bunu yaptığında bence King kendi döngüsünü tamamlayacak.

Serdar Yıldız

İllet (roman), Karanlık Gökkuşağı (öykü)

Diğer Yazıları

Takip Et:
Twitter

Bir Cevap Yazın