Lauren Beukes’in Şehri: Zoo City

Güney Afrikalı genç yazar Lauren Beukes’e yayımlandığı 2010 ve sonraki yıllarda -Arthur C. Clarke dahil- üç uluslararası ödül kazandıran Hayvanlılar Şehri (Zoo City) fantastik bir hikaye,  karanlık bir şehrin ve suça bulanmış karakterlerin tasviri.

Zoo City, son yıllarda yazılan benzer türdeki kurgularda olduğu gibi, hikâyedeki suçluların cezalandırılma yöntemi bakımından dikkat çekiyor. Geçmiş yıllarda yazılan ve içinde fantastik unsurlar barındıran eserlerde, daha çok, toplum hayatına etki eden çeşitli teknolojik yeniliklerin ve yönetimsel bazı çarpıklıkların tasviri yapılsa da günümüzün fantastik yazarları artık daha farklı bir yol izliyorlar. Bunun sebebi, belki de, sonuna kadar sömürülen şimdiki teknoloji çağında daha ilerisinin tahmin edilmeye gerek duyulmaması olabilir. Dolayısıyla bu yeni yol, kişisel cehennemlerin tasvirlerine doğru devam edecek gibi görünüyor.

Hayvanlılar Şehri, suçluların birlikte yaşadıkları bir yer. Güney Afrika’da bir şehir olan Johannesburg. Kahramanımız Zinzi December burada, yanından bir an olsun ayırmadığı tembel hayvanıyla birlikte yaşamaktadır. Hayvanlılar Şehrinde herkesin yani her suçlunun bir hayvanı olmak zorunda. Bu zorunluluk, suçlular için bir işaret gibi düşünülebilir. (Bu noktada, daha önce yaptığımız bir incelemeyi, Hillary Jordan’ın Uyandığında’sını anımsayabiliriz.) Ayrıca, “dibeçeken” diye nitelendirilen bir irade, suç işlenip de hayvansız kalındığı an hayatı emme görevini yerine getirir. Bu farklı dünyada, suçluların karakteristik özelliklerinin ifade edilmesinde yardımcı olan birtakım özel kelimeler de kullanılır. Her hayvanlının bir yeteneği olmak durumundadır. Eski bir muhabir olan Zinzi de bazı özel-biraz mistik yetenekleri sayesinde hayatını kazanmaya çalışan, geçmişinde kimi ailesel talihsizlikler yaşamış bir kadındır. Yaşamını genelde kendi kuralları çerçevesinde idame ettirir, bu yüzden yasadışı yollardan para kazanmaktan çekinmez.

Zinzi, iş yaptığı yaşlı bir kadının öldürülmesi ile başlayan olaylar zincirinde kendini farklı bir iş teklifinin ortasında bulur. Müzik endüstrisinin en büyük isimlerinden birinin teklifiyle, bir süredir kayıp olan -muhtemel- yeni nesil bir müzik ikonunu bulma görevini edinir. Zinzi, bir şeyleri bulma konusunda yeteneklidir. Bu şeyler aslında cansız maddeler olsa da bu defa aradığı bir insandır. Kahramanımız macerasına böylece atılır. Değinmek gerekir ki romanda müzik endüstrisi üzerine yapılan çözümlemeler dikkat çekici.

Roman, özgün bir fikrin ürünü olsa da kurgusal olarak baştan sona akıp giden bir bütünlüğe sahip görünmüyor. Bol ödüllü bu eser için okumaya başlamadan önce sahip olduğum olumlu ön yargı, bu gerçeği göz ardı etmemi sağlayamadı. Şehrin karanlık atmosferinin ve hayvanlıların iç dünyalarının roman akışı dışında anlatıldığı bölümler böyle düşünmeme neden olmuş olabilir. Roman için önemli bir kavram olan ‘dibeçeken’ in anlatıldığı bölüm bunun için iyi bir örnek. Lauren Beukes romancılığı dışında bir gazeteci olduğu için mesleğinden kalma bir alışkanlıkla bu yolu tercih etmiş olabilir. Ancak konu haricinde eserin kurgusuna ve edebiyatına da önem veren okurlar için pek tat veren bir durum değil. Benzer kurguda eserler üreten bir yazar olan George Orwell’ın işin edebi kısmında da ne denli başarılı olduğu malumdur. Hayvanlılar Şehri’nde yer alan bu kitabi bölümlerin ise -roman estetiğine uygun durmasa da- belki bir zorunluluk olduğunu düşünebiliriz. Eserin dünyasında bizim normalde kullanmadığımız birtakım terimler mevcut ve bu terimlerin kavramsal açıklamalarının böyle bir kurguyla yapılmasının tercih edilmesi bu bakıma anlaşılabilir. Bu tercih aynı zamanda eserin kendine has, özgün bir yapı örmesini sağlıyor.

Birinci kişi ağzından aktarılan eserde -di’li geçmiş zaman yerine şimdiki zaman anlatımı tercih edilmesi hareket döngüsü içinde kendinizi daha iyi bir mesafede-görüş açısında hissetmenizi sağlayabilir. Roman için artı bir özellik. Ayrıca çoğu birinci kişi ağzından aktarılan eserlerde olduğu gibi, Zinzi’nin ağzından dinlediğimiz bu hikayede, kahramanımızın dünyasının tam anlamıyla keşfedilebildiği söylenebilir. Kurgudaki eksikliğini biçimdeki bu üstünlüğü ve güçlü anlatımıyla telafi ediyor. Özellikle son yüz sayfaya gelindiğinde hikaye gerilim-heyecan-aksiyon bakımından zirveye tırmanıyor.

Hayvanlılar Şehri, fantastik birtakım öğelere değinse de karakterlerinin gerçekliğiyle aynı zamanda bu dünyaya ait herhangi bir şehrin havasını –tüm günahlarıyla- koklatan, tadı tuhaf bir roman.

Serdar Yıldız

İllet (roman), Karanlık Gökkuşağı (öykü)

Diğer Yazıları

Takip Et:
Twitter

Bir Cevap Yazın