Kara Kule 4,5: Anahtar Deliğinden Esen Rüzgar

Kara Kule serisiyle alakalı bir ara hikayenin yazılacağı açıklandığı zaman tüm Kule yolcularını bir heyecan kapladı. Son silahşor Roland Deschain önderliğindeki bu destansı yolcuğa fazladan bir durak eklenmişti ve o durakta Eddie-Susannah Dean çiftini, Jake’i ve Oy’u görecek olmak King’in sadık okurlarını heyecanlandırıyordu. Roland ve ka-tet’inin yeni bir macerası olarak görülen bu beklenen kitap için heyecandan arınıp biraz mantıklı düşünüldüğündeyse akıllara bazı soruların takılması olasıydı.

1. Sai Stephen King Kule’yle ilgili söyleyeceğini söylemiş, anlatacağını anlatmamış mıydı? Öyleyse bu da nereden çıkmıştı?

2. Işın’ın Yolu takip edilmiş, altısının kesiştiği yerde yükselen Kule’ye varılmış, Roland göreceğini görmemiş miydi? Son’u biliyor olmak bu ara hikayeyi etkilemeyecek miydi?

3. Yeni maceralar yeni karakterler demekti. Sonu yazılmış bir öykü için bu yeni karakterler ne anlam ifade edebilirdi?

Bunlara benzer sorular o anda akıllara takılanlardı. Yine de bazı sorular kafanızı kurcalasa da bu bir Kara Kule öyküsü olacaktı ve önemli olan da buydu. King’in sadık okurları için gerisinin pek önemi olamazdı, bir hikayenin yazılması yeterliydi. Kara Kule’nin özel bir seri, Roland Deschain’in ise gizemli ve okuru kendine çeken bir silahşor olduğu gün ışığı gibi ortadadır.  Seri hakkında burada bir özet sunmak veya karakterler hakkında ayrıntı vermek mümkün değildir. Dolayısıyla yazıya konu olan eseri detaylandırmakta fayda var.

Öncelikle şunu söylemek gerekir: Anahtar Deliğinden Esen Rüzgar’ı okumak, bu kitabı anlamak, maceradan heyecan duymak için serinin diğer kitaplarını okumanıza gerek yok (Zaten Sai King de bunu önsözde belirtiyor). Bu nedenle, kitabın aslında tam bir Kule hikayesi olmadığını söylemek gerekir. Kaldı ki üç yüz küsur sayfa boyunca anlatılan hikayenin sadece 30-40 sayfası Kule yolculuğuna ait, geri kalanı farklı dünyalar.

Önceden de söylendiği gibi roman Kara Kule’nin dördüncü kitabı olan “Büyücü ve Cam Küre” ile beşinci kitabı olan “Calla’nın Kurtları” arasında bir zamanda geçmekte. Romanda anlatılan üç farklı hikayenin ikisi ise daha farklı zamanlarda ve mekanlarda geçiyor. Kara Kule’ye yapılan yolculukta Işın’ın Yolu üzerinde birçok maceraya Roland ve ka-tet’iyle birlikte katılan okurlar, bu kitapta yine benzer maceralardan birine tanık olmayı umarlarsa hayal kırıklığına uğrayabilirler. Sai King her ne kadar “Anahtar Deliğinden Esen Rüzgar’ı kitaplığınızda Büyücü ve Cam Küre ile Calla’nın Kurtları arasına koyabilirsiniz” dese de, bu eserin, o iki kitap arasında Kara Kule serisine ait nasıl bir anlam ifade edeceğinin kararını okuduktan sonra okurlar verecektir.

Eserin iç içe geçmiş üç hikayeden oluştuğunu ifade etmiştik. Önce Roland ve ka-tet’inin Calla yolu üzerinde yapmış oldukları yolculuğun bir kesitine tanık oluyoruz. Kule yolcuları Calla Bryn Sturgis’e doğru yeni bir maceraya yol alırken yaklaşmakta olan bir fırtınayı, Kara Ayaz’ı fark ederler. Kara Ayaz üzerinden geçtiği her şeyin yaşamsal ısısını emen bir fırtınadır. Ka-tet kendini güvenli bir sığınağa atmak zorundadır ve bunu da başarır.

İkinci hikaye burada başlar. Kara Ayaz’dan korundukları eski yapıda yakılan kamp ateşinin etrafında Roland, Eddie, Susannah, Jake ve Oy’u görürüz. Eddie ve Jake, Roland’tan bir hikaye anlatmasını isterler. Çünkü Kara Ayaz sabaha kadar devam edecektir ve önlerinde uzanan saatler vardır. Konuşmayı fazla sevmeyen Gilead’lı Roland, bu defa uzun uzun anlatmaya, hayatının bir kesimini paylaşmaya –khef– karar verir ve hikayesine başlar.  Romanın bu bölümü üçüncü hikayeye kadar Roland’ın ağzından anlatılır ve bu da Kule okurları için farklı bir deneyimdir. Eskiye dair bir hikayedir. O yıllarda Roland henüz tam bir silahşor olmamıştır. Annesi Gabrielle Deschain’i yanlışlıkla öldürmesinin üzerinden kısa bir zaman geçmiştir. Steven Deschain, Roland’a bir görev verir ve onu Debaria diye bir yere gönderir. Roland’ın yanında yakın bir dostu vardır. Yalnız bu dostu, Roland’ın ilk ka-tet’ini oluşturan Cuthbert Allgood veya Alain Johns değildir; Jamie isminde farklı bir Gilead’lıdır. Burada hikayenin özetini vermeyeceğiz. Yalnız bu ikinci hikayedeki önemli kişinin Billy Streeter isimli bir çocuk olduğunu söyleyelim.

Üçüncü hikaye ise, ikinci hikayedeki başka bir karaktere, Billy Streeter’a yine Roland tarafından -daha gerçek bir silahşor olma yolundaki Roland tarafından- anlatılır. Bu hikayenin adı ise Anahtar Deliğinden Esen Rüzgardır. Hikaye, Roland daha küçük bir çocukken annesi tarafından ona defalarca anlatılmıştır ve bu nedenle özeldir. Bu üçüncü hikayedeki esas kişi de Tim Ross adından bir çocuktur. Bu hikayede Tim’in yolculuğunun fazla uzatılmış olduğunu düşünmek olasıdır.

Üçüncü hikaye bittiğinde ikinci hikayeye geri dönülür ve olay akışı devam eder. İkinci hikaye tamamlandığında ise artık kamp ateşi etrafında oturan ka-tet ile birlikteyiz. Roland hikayesini anlatmış, bitirmiş; romanın aktüel zamanına yani asıl hikayeye dönülmüştür.

Anahtar Deliğinden Esen Rüzgar’da bir silahşor olan Roland’tan öte, bir hikaye anlatıcı olan Roland’ı görüyoruz. Bu masalsı havanın, Kule okurlarının zihninde farklı bir tat bırakacağı düşünülebilir. Eserde, Kule’nin yedi kitabında görmeye alıştığımız sahneler yok. Roland’ın silahını ustalıkla eline aldığı, babasının yüzünü görerek sihirli atışlar yaptığı sahneler de yok. Silahşor mertebesine yükselmeden önceki Roland var.

Sai King’ten daha zekice kurgulanmış bir Kule ara öyküsü, daha orijinal maceralar beklerdim. En azından, Karanlık Öyküler’de yer alan Eluria’nın Küçük Hemşireleri isimli öykü gibi daha heyecan verici bir şeyler anlatılabilirdi. Olayların başı ve sonu arasında nefesleri kesen, sonuna geldiğimizde ise başına dönüp donakaldığımız o alışılmış öykülerinden birini görmeyi umardım. Dolayısıyla Anahtar Deliğinden Esen Rüzgar’ın bir kısım Kara Kule tutkununu tatmin etmekte zorlanacağını söyleyebiliriz. Bunun, eserin tam anlamıyla bir Kule öyküsü olmamasıyla da bir ilgili yok, tamamen kurgu ve olayların çözülüşü ile ilgili.

Ka’nın tekerliğinin dönmeye devam ettiğini görmek güzeldi. Sai King’in sürekli tekrarladığı gibi, Ka’nın tekerliği dönmeye devam eder ve bazıları onun altında kalır. Cutberth Allgood ve Susan Delgado gibi. Anahtar Deliğinden Esen Rüzgar’da ise ka-tet’in ka’nın tekerlerinden uzak olduğunu zaten biliyorduk.

Eserle ilgili belki de en anlamlı -veya heyecan verici mi demeliyiz?- kısım Gabrielle Deschain’in ölmeden kısa bir süre önce Roland’a yazdığı mektubun okurla paylaşıldığı bölümdü. Ve Roland’ın, annesinin mektubun sonunda sorduğu soruya verdiği cevap.

Serdar Yıldız

İllet (roman), Karanlık Gökkuşağı (öykü)

Diğer Yazıları

Takip Et:
Twitter

1 Yorum

Bir cevap yazın