Çürüyen Canlılar

images

2742 yılının yazıydı. Tunalı eski burjuva görüntüsünden uzaktı. Ekseriyetle çürümüş et kokuyordu. Hastalıklar o kadar yayılmıştı ki sokaklarda sapasağlam insan görmek neredeyse imkansızdı. Başlangıçta ilaç sanayinin ekonomik açlığının sonucunda ortaya çıkmış olan virüs yayılımı, zamanla önü alınamaz hale gelmişti. Her firma ilacını önceden bulduğu hastalıklarını Dünya’ya yaydı. Gözünü hırs bürümüş patronlar kazanacakları paradan başka bir şey düşünemez vaziyetteydiler. Ve kaçınılmaz son gerçekleşmişti. Yaydıkları virüsler birbirleriyle etkileşime girmiş yeni melezler meydana getirmişti. Kimse bu yeni yok edicilerle nasıl başa çıkacağını bilmiyordu. Bunu çözebilecekleri vakitleri de yoktu. Her şey çok çabuk olmuştu. Bilim adamları da ceplerini dolduran takım elbiseli canavarlar da sevdiklerini bir bir kaybediyordu. Pek az insan kendini hastalıklardan uzak tutmayı başarabilmişti; doktor Kerem gibi.

Muayenehanenin duvarları siyaha boyanmıştı ve çok pis kokuyordu.

(Zaten insan bu devirde esaslı bir rayiha için neler vermezdi.)

Kerem jaluzileri gevşetip camı açtı. Dışarının da içeriden pek farkı yoktu ama en azından altıncı kattaydılar ve yerlere yayılmış ölü cismanilerden uzaktaydılar.

Kapı çalındı.

Doktor kapıya yanaşıp delikten baktı. Gelen sağlıklı görünüyordu. Kapıyı açıp hastayı hızla içeri çekti. Tekrar kilitledi.

Gelen bir kadındı. Çürümemiş görünüyordu ancak baygın bakıyordu. Kerem bu fersizliği iyiye yormadı. Tedbirli olması gerektiğini düşünüyordu. Köpeği Soylu kadına hırlıyordu.

Kadını sedyeye bağladı ve üstünü başını yırttı. Sol göğsünün altındaki çürümeyi görünce geri adım attı. Eti henüz yeşillenmemişti. Rahatladı. Bu onu kurtarabileceği anlamına geliyordu. Kendi icadı olan anti virüsü hastaya enjekte etti. Etler birbirine kavuştu. Deri hızla kapandı. Yara hızla iyileşmişti.

Kadın vücudundaki değişime bayılarak karşılık verdi. Birkaç saat dinlendi. Uyandığında doktora bildiği bütün minnet sözcüklerini söyledi.

Kerem kadını sedyeden çözdü. Artık karşılığını alma vaktiydi.

“Hangisi?” diye sordu.

“Sol olsun,” dedi hasta.

Narkozu içirip birkaç dakika sonra kaşıkla sol gözünü çıkarttı. Diğer gözünü de alabilirdi pekala ama kendisi dürüst bir adamdı. Her zaman hastalarını düşünürdü. Teki Soylu için yeterliydi.

Narkozun etkisinden çıkan kadın el sıkışıp muayenehaneden ayrılırken minik köpek o çok sevdiği kanlı gözü ağzında çeviriyordu. Oldukça sevimliydi

1 Yorum

  1. Ahmet Boyraz

    Güzel bir öykü lakin çok kısa olmuş. Anlatılması gereken birkaç ayrıntı daha olabilirdi. Mesela Doktor Kerem’in nasıl bu virüsten kaçtığı ve korunduğu gibi. 🙂 Kalemine sağlık.

Bir Cevap Yazın